Harvard profesörü ve Uluslararası Para Fonu (IMF) eski baş ekonomisti Kenneth Rogoff küresel ekonominin yumuşak inişe doğru gittiği yönünde son dönemde oluşan yaygın inanışa rağmen, yaşanan son gelişmelerin küresel ekonomiye dair iyimserlik için çok az neden sunduğunu söyledi. Ünlü ekonomist Project Syndicate için kaleme aldığı ve The Guardian gazetesinde de yayınlanan yazısında, “Karamsar bakış açısıyla tanınan meslektaşım Nouriel Roubini bile en kötü senaryoların gerçekleşme şansını zayıf görüyor” ifadesini kullanırken, iyimser tahminlere karşılık Çin, Avrupa ve ABD'deki gelişmelerin, risklerin hala aşağı yönlü olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Geçtiğimiz ay Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) konuştuğu CEO'lar ve politika yapıcıların da benzer beklentileri dile getirdiklerini hatırlatan Rogoff’a göre, faizlerdeki keskin yükselişe rağmen küresel ekonominin 2023'te resesyona girmemesi ekonomistlerin 2024 görünümü hakkında iyimser olmasına neden oldu. İyimserliklerini açıklamaları istendiğinde ya ABD ekonomisinin beklenenden çok daha iyi durumda olduğunu belirttiler ya da yapay zekanın yükselişi nedeniyle verimlilik artışını gerekçe gösterdiler. Ancak çok sayda ekonomist iyimserliğini korusa da Rogoff’a göre Çin, Avrupa ve ABD'deki gelişmeler risklerin hala aşağı yönlü olduğunu gösteriyor. Çin’de ekonominin 2023'te %5,2 büyüdüğüne dair açıklamasıyla ilgili şüpheleri bulunduğunu belirten Rogoff, Xi Jinping'in tek adam rejimini iyice pekiştirdiği ülkede büyüme rakamlarının uzun süredir tartışmalı bir konu olduğuna dikkat çekiyor. Rogoff yazıda uzun süreli bir ekonomik yavaşlama ve çökmekte olan bir emlak sektörünün birleşiminin, Çin'i Japonya tarzı bir "kayıp on yılın" eşiğine getirebileceğini savunuyor.

Dünya Bankası'ndan Türkiye'ye kredi onayı Dünya Bankası'ndan Türkiye'ye kredi onayı

Avrupa’nın 2023'te resesyona girmekten kurtulmasına rağmen bölgede ekonomik büyümenin bu yıl da cansız kalmasının beklendiğine işaret edilen yazıda, Donald Trump'ın 2025'te Beyaz Saray'a potansiyel dönüşünün acı verici bir ayarlamayı gerektirebileceğine de vurgu yapılıyor. Rogoff yazıda, Avrupa’nın aynı zamanda Joe Biden'ın Avrupalı şirketleri cezbetmek için vergi teşviklerine yer veren Enflasyonu Azaltma Yasası'nın (IRA) olumsuz ekonomik etkileriyle de boğuşmakta olduğu hatırlatılıyor. Bunun, ABD ekonomisine kısa vadeli bir destek sağlamış olabileceğini belirten Rogoff, ancak uzun vadede, uluslararası ticaret savaşını tetikleyebileceğini ifade ediyor.

Rogoff görüşlerine şöyle son veriyor: "Küresel ekonominin yumuşak inişe doğru gittiği yönündeki yaygın inanışa rağmen, son dönemdeki gelişmeler iyimserlik için çok az neden sunuyor. Politika yapıcıların ve analistlerin şunu akıllarından çıkarmamaları gerekiyor. İneceğiniz pist deprem bölgesi ise, yumuşak iniş pek bir anlam ifade etmiyor”

ROGOFF'TAN KORKUTAN YORUM

Kenneth Rogoff, pandemiden kaynaklanan arz-talep dengesizliğinin hala enerji piyasalarını çalkaladığına işaret ederek petrol ve gaz fiyatlarının içinde bulunduğu durumu "tüm şokların anası" şeklinde niteledi. Enerji fiyatlarının pandemide aniden düşüşe geçtiğini ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmeye başlamasıyla birlikte hızla yükseldiğini hatırlatan Rogoff "Bir enerji şoku yaşandığında, piyasayı temizlemek için büyük bir fiyat değişikliği gerekebilir. Ve pandemi tüm şokların anasıydı, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana talepte en büyük sürekli değişimi getirdi" dedi. Harvard ekonomisti, petrol ve gaz piyasasının 'tüm şokların anası'ndan kurtulmasının yıllar alacağını söyledi.