TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, “Eğer Lütfü Savaş kazanmış olsaydı, Hatay’da AKP kaybetmiş sayılmazdı” dedi.

T24'ten Cansu Çamlıbel'in sorularını yanıtlayan Şık, “Bizim orada bir büyükşehir kazanmak gibi bir iddiamız yoktu. Ama CHP'nin yurttaşa kulak vermesini ve daha iyi bir pozisyon almasını sağlamaya çalıştık. CHP yönetiminin Lütfü Savaş’ı aday göstermekten vazgeçebileceğini düşünmüştük. Maalesef öyle olmadı. CHP Hatay’daki tüm şaibelerine rağmen Lütfü Savaş’ı aday gösterdi” dedi.

Yenilik Partisi Sözcüsü Çiftçi'nin "Roma Gezisi” hakkında açıklaması Yenilik Partisi Sözcüsü Çiftçi'nin "Roma Gezisi” hakkında açıklaması

Şık devamında, şu ifadeleri kullandı:

"Sonuçta Lütfü Savaş sadece 0,4 puanla seçimi kaybetti. Yüzde 44 oy aldı. O kadar şaibeliyse Hatay halkının neredeyse yarısı neden yine de onu tercih etti?

Alır. Lütfi Savaş'ı ‘kim’ diye tarif et dersen, ne derim biliyor musun? Bir tür Recep Tayyip Erdoğan demek hafif kalır. Lütfü Savaş, Hatay'ın Mehmet Ağar'ıdır. Bu kadar net söylüyorum. İki ay orada yaşadım, deprem zamanından beri, 14-15 aydır, defalarca gidip geldim, bir dolu insanla konuştum. Bütün mevzuyu kendi kişisel menfaatlerine dönük bir pragmatizmin üzerine kurmuş birisinden bahsediyoruz. Dolayısıyla aldığı oyu hiç yadırgamadım. Tabii CHP’nin Hatay’da kaybetmesinin bir nedeni de bütün politikasını korku iklimi üzerine kurmuş olması. Yani 'Biz gelmezsek onlar gelecek' söylemi. Gelinen noktada Hatay’da Lütfi Savaş’ın aldığı oyların yüzde 70-80’i CHP'nin altı okuna verilmiş oylardır, kalanı da zaten sağcılık geçmişi üzerinden belli bir çevreden aldığı oylar.

Eğer Lütfü Savaş kazanmış olsaydı, Hatay’da AKP kaybetmiş sayılmazdı. Bu kadar netim yani. Ayyuka çıkan yolsuzluk iddiaları bir araştırılsın bakalım, Hatay Belediyesi sınırları içerisinde en pahalı ihaleler siyaseten nerede duran insanlara gitmiş ve kimler nasıl bölüşmüş sermayeyi. Bu işin CHP içinde tartışmaya açılması çok anlamlı bir süreç başlatır. Türkiye'de belediyeler eğer bir futbol kulübünü destekliyorsa bil ki o futbol kulübü yolsuzluktan elde edilen paranın aklanması için kullanan bir çamaşırhanedir. Bir incelensin bakalım vergi defterleri, mali tabloları ne çıkacak ortaya?

TİP’in neden Hatay’da Gökhan Zan’ı aday gösterdiğini ve sonradan neden adaylıktan çektiğinizi seçimden önce Sözcü TV’de detaylı biçimde anlattın. TİP’in rüşvet alma iddiasını araştırıp bu yönde bir intiba edindiğini anlıyoruz. Senin anlatımlarını şöyle özetlemek mümkün sanırım; Zan’ın siyasi deneyimsizliğinin ve ekonomik olarak kendini güvencesiz hissetmesinin bu sürece neden olduğunu düşünüyorsun. Gökhan Zan’ın senin ‘zaaf’ olarak gördüğün taraflarını öne çıkartarak çekilmesini sağlamaya çalışan odak Lütfü Savaş mıydı sence? 

Hayır. Doğrudan kimseyi itham edemem. Ama bir gazeteci sezgisiyle bir kurgu yapabilirim sana. Gökhan'la birkaç hafta geçirdik, çok sohbet ettik. Bu kirli ilişki ortaya çıkmadan önce o kirli ilişkinin ortaya çıkacağına dair bir takım emareleri biz konuşmuşuz. Ben sonradan anladım bunu. Gökhan Zan kimdir nedir diye baktığımda şöyle bir profil çıkıyor ortaya. Çok yoksul bir aile geçmişinden gelen kendi yeteneğiyle kendisini ve ailesini kurtarmış, tırnak içinde söylüyorum “sınıf atlamış” ama ait olduğu sınıfsal kültürü hiçbir zaman unutmamış bir kimlik. Emekli bir futbolcu o popülerliği nasıl sürdürecek? Depremden sonra, yine tırnak içinde söylüyorum, bir “fırsat doğmuş”. Ben 6 Şubat’ta depremi olunca yola çıkıp 7 Şubat’ta Hatay’a vardım ve aylarca çıkmadım oradan. O yıkımı, çaresizliği çok yakından gördüm. Gökhan Zan da bir Hataylı olarak görmüş, yaşamış ve bir şeyler yapmış. Bunu çok kıymetli buluyorum. Zaten Gökhan Zan ismi üzerinde adaylıkla ilgili mutabık kalmamızın nedenlerinden birisi bu.

Gökhan yola çıkarken böyle çıkmamış olabilir. Ama o daha sonra şantajcısına dönüşen Turgay Kocakaya’nın akrabası olan Mihal isimli kişinin Gökhan’ın aklını çeldiğini düşünüyorum. O Mihail’in de kirli ilişkilerden ötürü polislikten atılma birisi olduğunu da hatırlatmak isterim. İşte 5 milyon, 10 milyon dolar lafları geçmiş. Gökhan sonuçta itham etmek için söylemiyorum ama futbol camiasının içinden. Tırnak içinde profesyonel bir anlayışla her yere transfer olabilecek bir geçmişten geliyor. Dolayısıyla aklını çeliyorlar. . Turgay ve Mihail ile beraber önce Lütfü Savaş'tan para koparmaya çalışıyor, o olmayınca AKP'ye yöneliyorlar. AKP'de herhangi bir temas dahi kurulamayınca şantajcı bu sefer Gökhan’dan para sızdırmaya çalışıyor. Bence hikâye bundan ibaret yani."