Genellikle soğuk tüketilen meşrubat; su, karbondioksit, tatlandırıcı, şeker, doğal veya yapay aromalar, mısır şurubu, soda, meden suyu, meyve suyu, reklendiriciler ve diğer bileşenler içeren çoğunlukla cam veya plastik şişeler ile metal (alüminyum) içecek kutularında tüketilen alkolsüz içeceklerdir. 

Dilimize meşrubat, şurb (içme) kökünden gelen maşrubat (içecekler) sözcüğünden Arapçadan geçmiştir. Özellikle 8. Yüzyıldan itibaren siyasi varlığı ile dünyaya bilimsel, ekonomik, kültürel, sanatsal ve sosyal hayat alanlarında zirve noktasını yaşayan İslam ülkelerinin şerbet gibi çeşitli meyve aromalı alkolsüz içecekler yaygın olarak içildiği bilinmektedir. Bu içeceklere şurup, şeker ve bal gibi malzemeler eklenerek içeçeğe tat, koku ve kıvam verilmesi sağlanırdı. 

Gazoz kelimesi ise dilimize, Fransızcadan gazeuse/gazeux kelimelerinden geçtiği düşünülmektedir. Kelimenin kökündende anlaşılacağı üzere gaz ifadesi bulunurken, Fransızcada l’eau gazeuse kelimesi gazlı su anlamında, boisson gazeuse ise gazlı içecek anlamlarına gelirken bugün bizim dilimizde yer eden gazoz kelimesinin karşılıkları olarak kullanılmaktadır.

İslam ülkelerinin alkolsüz içeceği kabul edilen şurup, Orta Çağ zamanında Avrupa ülkelerine giderek popüler içecek haline dönüşmüştür. İngiltere Kraliyet ailelerinden olan Tudorlar Döneminde (1485-1603) özellikle saray içeceği olan bu şuruplar, limon ve tartar kreması ilavesiyle yeniden tatlandırılarak içilmiştir. 18. Yüzyılın sonlarında Avrupa ülkelerindeki bilim adamları karbonatlı su icadı ile alkolsüz içeceklerin ana bileşeninin olduğunun tespit etmişlerdir. Daha sonraki dönemlerde ise karbonatlı su yapan makineyi (soda makinesi) icat etmişlerdir. Kısa sürede sanayileşilen bu dönem içerisinde korbonatlı sulara şarap, meyve suları ve baharatlar eklenerek içecek olarak tüketilmeye başlanmıştır. 

Avrupa’da ucuz ve alkolsüz içecek olarak kısa sürede insanların yoğun beğenisiyle tüketilen karbonatlı sular, tıbbi amaçlarla İngiltere’de eczanelerde suni maden suyu olarak ilk defa 1770 yılında satılmaya başlanmıştır. Avrupa’da soda makinesinin icadı ile bir çok alkolsüz içecek firmanın kurulması ticari olarak markalaşmasının da başladığı dönemler olmuştur. 1806 yılı itibari ile de Amerika Birleşik Devletleri’nde ticari olarak ilk soda satılmaya başlanmıştır. 20. Yüzyılın başlarında şişelenmiş soda satışları hızla artarken, bu yüzyılın ortaları itibariyle de kutulu alkolsüz içecekler pazarın önemli bir parçası haline gelmişlerdir. Altılı karton paketler içerisinde de satılan sodalar ilk kez 1947 yılında plastik şişelerde satılmaya başlayarak sanayi sektöründe plastik şişelerin üretimini ciddi bir şekilde artmasına da neden olmuştur.     

Sanayi Devrimi ile alkolsüz içeceklerinin başında gelen sodalı suyun tatlandırıcılar ile yeni bir ürün olarak insanlar arasında tüketilmesiyle dünya meşrubat yada dünya gazoz sektörünün ortaya çıkışına neden olmuştur.  

OSMANLI DEVLETİ ZAMAMNINDA GAZOZ ÜRETİCİLİĞİ

Osmanlı Devleti’nin batılılaşma yönündeki çabaları başta ordu, hukuk ve siyaset kurumlarında baş gösterirken bu modernleşme hareketleri iktisadi olarakta sanayi ürünlerinin ülkeye kısa sürede girerek neredeyse yerli imalatı bitirme noktasına getirmiştir. 1838 yılında İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile ülke ekonomisinin yarı sömürge haline dönüşmüştür. Daha sora bu antlaşmanın kapsamı diğer Avrupalı ülkeler içinde genişletilmesiyle yerli ürün ve üretimin sonunu getirerek kapitalist batılı ülkeler için tek taraflı pazar olma durumuna gelinilmiştir. 

Geleneksel içeceklerimiz olan şerbet, şurup ve meyve suyu gibi meşrubatlarında modernleşme döneminde batılı sanayi üreticilerin mamüllerinden olan alkolsüz sodalı içeceklere terk etmeye başladığı dönemler olarak yer almaktadır. Çeşitli kaynaklarda, Osmanlı Devleti’nde ilk gazozun 1890 yılında piyasaya çıktığı ve 1891 yılına ait arşiv belgesinde ise gazoz üretimine dair düzenlemeler olduğunu görmekteyiz.

Kulak temizleme çöpü kullanmak enfeksiyona yol açabiliyor Kulak temizleme çöpü kullanmak enfeksiyona yol açabiliyor

Belgede, Dersaadet’te (İstanbul) üretilen kimi gazozların “muzırr-ı sıhhat mevad ile i’mal ve telvîn kılınmakta (renklendirildiği)” olduğunun anlaşıldığı ve bahsi geçen fabrikaların sadece İstanbul değil diğer illerde de “müteaddid” (birçok) olduğundan bahisle kontrol altına alınması gerektiği belirtilmektedir. 

Osmanlı topraklarında yerli imalat olarak ilk üretici Niğdeli Rum Aleksandr Mısırlıoğlu ismi karşımıza çıkmaktadır. Rum iş adamı Mısırlıoğlu’nun Fransa’dan getirttiği gazoz üretimi için gerekli makineleri ortakları olan Ligor Bazlamacıoğlu ve Leon Schor ile birlikte Karaköy’de “Mısırlıoğlu” adıyla gazoz satışına başlarlar. 

1892 yılında Ankara’da Vicen ve Kirkor Efendilere ait gazoz imalathanesinin olduğu bilinmektedir. İstanbul’da Mısırlıoğlu gazozundan başka 1908 yılında Hassan Bey ve Hürriyet Gazozları, 1917 yılında Neptün ve 1923 yılında Cumhuriyet Gazozları isimli gazozlar üretime geçmişlerdir. Cumhuriyet sonrası Türkiye’sinde yerel gazoz üretiminde önemli sanayi adımları atılarak üretime destek sağlanmıştır. Birçok şehir de yerel firmaların gazoz üretimi o şehirle özdeşleşerek markalaşmasına neden olmuşlardır. 1960 ve 1970 yılları arasında neredeyse Türkiye’nin her il ve ilçelerinde gazoz imalathanelerinin kurulmuş olması binlerce tescilli-tescilsiz gazoz markaları ile Türkiye’nin gazoz cennetine dönüştüğünü göstermektedir. 

Türkiye’deki yerel gazoz üretiminin sonunu getiren girişim ise Dünya’nın en büyük içecek şirketleri arasında gösterilen Coca Cola’nın iş adamı Kadir Has’ın girişimiyle 1964 yılında İstanbul’da ilk fabrikasını açması ile başlar. Hemen ardından diğer büyük firma olan Pepsi de Türkiye pazarına girmiştir. Kapitalist rekabette Coca Cola ve Pepsi gibi uluslararası firmaların yerel firmalar karşısındaki tartışılmaz ekonomik ve siyasi baskılar ile gelen üstünlükleri Türkiye’deki yerel gazoz üreticilerinin ardı artlarına firmalarını kapatmaları ve piyasadan çekilmeleriyle sonuçlanmıştır.

DUMLUPINAR, BİRLİK VE PINAR GAZOZLARI

Aynı akıbetle karşılaşan Balıkesir’de yerel gazoz markaları olan Dumlupınar, Birlik ve Pınar Gazozlarının kısa öyküsünü anlatalım:

1924 yılında Bulgaristan sınırları içinde kalan Pomak köyü olan Dospat’ta doğan Mustafa İlkdoğdu, ailesi ile birlikte Türkiye’ye göç ettikten sonra Balıkesir şehrine yerleştirilmişlerdir. Emine Hanım ile evlenen Mustafa Bey, bu evlilikten Emine (Bulut), Cemil, Yusuf, Celil ve Abdurrahman isimlerinde evlatları dünyaya gelmişlerdir. 
1950 yılında Balıkesir’de kurduğu gazoz imalathanesi ile Dumlupınar adını verdiği gazoz markası ile sanayi üretimine başlamıştır. Balıkesir’de uzun yıllar gazoz üretimi gerçekleştiren Mustafa Bey, 1975 yılında sanayi üretimi işletmeciliğini oğulları Cemil İlkdoğdu ile Yusuf İlkdoğdu’ya devretmiştir.

Cemil ve Yusuf kardeşlerin devraldıkları gazoz imalathanesinde yaptıkları ilk yenilik olarak Dumlupınar ismini “Balıkesir Birlik Gazozu” olarak değiştirerek üretime devam etmişlerdir. 1979 yılında Yusuf Bey vatani görevini icra etmek üzere Konya’daki 487’nci Hafif Ulaştırma Taburu içerisinde yer alan askeri gazozhane de Mehmetçik Gazozlarının üretiminde bulunarak askerliğini tamamlamıştır.

Cemil ve Yusuf Bey’ler sade, meyvalı ve kola çeşitleri ile Balıkesir’e hizmet eden Balıkesir Birlik Gazozunun yanı sıra 1983 yılında Pınar Gazozu isminde yeni bir üretim ile gazoz pazarına çeşitlilik getirerek üretimlerine devam etmişlerdir. 

Yabancı global şirketlerin sahip oldukları sermaye ve reklam güçleri ile Türkiye pazarına girmeleriyle birlikte birçok yerli ürünün piyasadan çekilmelerine neden olmuşlardır. Aynı dönem içerisinde yerel gazoz üreticilerinin yabancı global şirketler ile rekabet etmelerine imkân tanımayarak maalesef üretimlerini sonlandırmak zorunda kalmışlardır. İlkdoğdu ailesine ait gazoz imalathanesi de 1988 yılında üretimini sonlandırarak kapatılmak zorunda kalmıştır. 

Yazılı edebiyatımızda da gazozun yeri olduğunu Nazım Hikmet’in Beş Dakika isimli şiiri ile katkıda bulunduğunu da unutmayarak bu şiir ile yazımızı sonlandıralım: 

“Bu, bir Salı akşamı vukua geldi.
Şehir aydınlık, hava güzeldi.
Belediye bahçesinde kalabalık dondurma yiyip,
Gazoz içerek,
Ajans haberlerini dinliyordu.”

Haber: Yasin İlkdoğdu