Hakkari'de kayyuma protesto Hakkari'de kayyuma protesto

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kağıthane ve Sarıyer’i kapsayan, Cendere Yaşam Vadisi 1. Etap ve 2. Etaplarını, gazetecilerle birlikte yerinde inceledi. Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

bir gazetecinin "İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın seçim çalışmalarına katılması biraz tepki çekti sosyal medyada özellikle. Sizin düşünceniz nedir?" sorusuna cevap veren İmamoğlu, şunları söyledi:

"Eskiden biliyorsunuz; Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanı, seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir ve bürokrasiden insanlar atanırdı ki orada hak-hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye? Haydi bakalım. Demokrasiye bak! Yani 17 tane bakanın, 20 tane bakan, kaç tane bakanın… Topunuz gelin, ne olacak? Şimdi kasap dükkanı, bilmem ne dükkanı gezerek oy istiyorsun. Yazık! Üzülüyorum. Kendisine üzülüyorum yani. Ona da yazık. Zor durumda. Allah yardımcısı olsun. Yani talimat gelmiş, gidecek, ne yapsın? Yoksa koltuğundan olacak. Af isteyecek. Ona da üzülüyorum. Yazık! Öbürlerine de üzülüyorum. Ama bu kadar insan yok edilir mi? Bugün aslında Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu ülkeye yaptığı en büyük kötülüklerden biri, kendi yakın çevresindeki yetenekli insanları bile çürütüyor olması. Çürüttü. Onları bile yok etti. İnanın o insanların evindeki eşi, çocukları, bakanların aileleri utanıyordur yani, ‘Bizi niye bu duruma düşürüyorsunuz kardeşim. Biz bakanız. Bırak, biz 3600 ek göstergeyi çıkaralım, şu polisleri rahatlatalım. Bırak bizi, gidelim şu enflasyonu düşürelim, faizle uğraşalım. Gidelim Merkez Bankası'na disiplin getirelim. Bizi niye yolluyorsun bir kasap dükkanına, oraya buraya. Aday çıkamıyor, ben çıkacağım onun yerine. Aday gidemiyor, ben gideceğim onun yerine.

Bakanları niye zor duruma düşürüyorsun? Yazık değil mi onlara? Gitsinler 2 saat, 3 saat devlete fayda versinler. Bunlar devlet adamı, kamu yöneticisi. Yani her şeyi karıştırdı birbirine. Onun için bu mesele, sadece bir yerel seçim meselesi değil. Sadece bir İstanbul seçimi değil. Bu mesele; bir demokrasi, kamu terbiyesi, kamu ahlakı, kamu yönetici olma… Bütün bu meseleler önemli. Ben sonuna kadar… Benim dilimin kemiği niye olsun? Milletten aldığım vahlanmaları, milletten aldığım isyanları, vatandaştan aldığım duyguları duyurma sorumluluğum var ve koca kentin yöneticisiyim. Öyle sus pus olayım, yatayım köşede işte… ‘Ben sadece yerel yöneticiyim’ falan; olmaz o iş. Ben İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanıyım. 16 milyon insanının temsilcisiyim. Bütün bu haksızlıklara, hukuksuzlara hak ettiği cevabı vermekle yükümlüyüz. Vereceğiz. Halkımız da milletimizin hak ettiği şekliyle, kararını 31 Mart'ta verecek. Ben, buna inanıyorum"

Editör: Duha Sena Oskay