Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınır ötesi operasyonları; bölgesel olarak savaştan etkilenenlere insani yardım sağlama, söz konusu bölgede asayişi sağlamak veyahut da bir müttefiği desteklemek ve siyasi çıkarlar için icra edilmiştir, bu faaliyetlerin en önemli özelliği ise inanılmaz yüksek özveri ve başarı oranı ile yapılmasıdır.

Henüz 20 küsur yıllık bir cumhuriyet olmasına rağmen Güney Kore'de müttefik unsurlar ile birlikte Çinli ve Kuzey Korelilere karşı kırıcı hamlelerde bulunan, bir zaman muharebede yenilen ve geri çekilirken kıskaca alınan Amerikan birliğine yardım etmek için hızla yetişip saatler boyunca koruma desteği sağlayarak onların başarıyla geri çekilmesini sağlayan, ardından söz konusu cendereden kendisini de başarıyla kurtaran ve tüm bunları yaparken yüzlerce Çinli ve Kuzey Koreli zaiyatına sebep olan kahraman Türk askeri.

Kıbrıs'ta toplu katliamlara maruz kalan Türklerin canını güvenceye almak için yıkıcı ambargoları göze alıp Kıbrıs'a denizden ve havadan taaruz düzenleyip, kısa bir süre içerisinde Ada'ya demir yumruğunu vurarak asayişi sağlayan, ardından kendisini kalıcı kılarak Kıbrıs Türklerinin can ve mal güvenliğini tam olarak sağlayan kahraman Türk askeri.

Somali, Afganistan ve Bosna'da savaştan etkilenen sivillere ivedi şekilde insani yardım sağlayan ve diğer ülkelerden-oluşumlardan gelen yardımları da organize eden, binlerce savaş mağdurunun kurtarıcısı hâline gelen, söz konusu bölgelerde bulunduğu süre boyunca güven ortamını ve asayişi koruyan kahraman Türk askeri.

Türkiye Cumhuriyeti'ni kendi emelleri doğrultusunda bölmek ve olabildiğince zarara uğratmak için her türlü etik olmayan eylemde bulunan PKK terör örgütüne karşı 30 yıldan fazla süredir binlerce şehit vererek yavaş ancak istikrarlı bir şekilde mücadele eden ve PKK'nın Türkiye içerisindeki varlığını minimim düzeye indirerek Irak'ın kuzeyindeki dağlara sıkıştıran kahraman Türk askeri.

Devletine yönelik askeri bir darbe girişiminden, meclisinin uçaklarla bombalanmasından hemen sonra Türkiye'ye büyük bir tehdit yaratan DAEŞ'e harekat düzenleyen, bütün zorluklara göğüs gererek DAEŞ'in kafasını Suriye'nin Kuzeybatısında ezen, bölgedeki siyah Selefi ve Cihatçıların askeri varlığını sona erdiren kahraman Türk askeri.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başarılarının bir kısmını özet geçtikten sonra, esas konumuza; günümüzde ne olduğuna bir bakalım:


Suriye'de şu anda etkin olan taraflar arasında başta biz, kendi bünyemize aldığımız Özgür Suriye Ordusu, -yeni adıyla Suriye Milli Ordusu- 
Esad Rejimi'ne karşı istemsizce yanyana durmak zorunda kaldığımız Radikal İslamcı Hayat Tahrir El-Şam ve onun bileşenleri.
Karşımızda ise İran ve Rusya tarafından desteklenen Esad Rejimi ve Rusya menşei Wagner PMC.
Tüm bunların doğusunda ise istikrarla güçlenmekte olan YPG mevcut.

Suriye İç Savaşı'nın başlarında baskın çıkan Muhalifler, DAEŞ'in aniden peydah olması ve ardından gelen Rusya'nın Esad'a desteği ile büyük oranda güç kaybedip, kademe kademe geriliyerek Suriye'nin kuzeyinde, TSK'nin harekat düzenleyip yapılandığı topraklara sıkışmıştır, üstüne de ABD tarafından desteklenen Kürtler Deyr-Ez Zor gibi kilit şehirlerde güçlenmeye başladığında Arap Baharı ile doğan Suriye Devrimi şimdilik başarısız olmuştur.

Muhalifler artık TSK'ye bağlı durumdadır ve Radikal İslamcı gruplar ile samimiyetsiz bir  dost gibi görünse de aralarında sık sık ihtilaflar yaşanmaktadır.

Radikal İslamcıların çoğunluğu ise DAEŞ'ten artakalmıştır ve TSK'nin yardımıyla zar zor koruyabildikleri İdlib vilayetine sıkışmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetleri icra ettiği Fırat Kalkanı, Zeytindalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekatları ile Suriye'ye kalıcı olarak yerleşmiştir, bu harekatlar TSK'ye şüphesiz çok tecrübe kazandırmıştır.

Suriye'deki dosyanın kapanması ancak yine Türk Silahlı Kuvvetleri ile mümkündür.

Türk Silahlı Kuvvetleri şu anda Suriye'de Suriye Milli Ordusu birliklerine askeri eğitim veriyor, bölgedeki savaş mağdurlarına insani yardım sağlıyor ve YPG/Esad Rejimi tehdidine karşı müdafaa tavrında bekleme konumunda bulunuyor.

Suriye'nin kuzeyindeki M4 karayolunda Rusya ile uzun bir süre ortak devriyeler gerçekleşmiş, ancak bir süre için anlaşmazlıklar ve devriye birliklerine Radikal İslamcılar tarafından düzenlenen saldırılar nedeniyle durdurulmuştur.

Rusya ise Ukrayna'daki savaş nedeniyle Suriye'deki askeri birliklerinin varlığını azaltmış, odağını Ukrayna'ya vermiştir.

Şimdi Libya'ya bir göz gezdirelim:

2014 yılında başlayan Libya İç Savaşı, General Hafter'in darbe denemesi ile meydana gelmiş, ufak yoğunluklu çatışmalardan uluslararası bir sorun hâline gelmiştir, BAE ve Rusya tarafından desteklenen Hafter, Trablus'a sıkışan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni yok etmek için yıllarca uğraş vermiş ama kısmi kazanımlar dışında kesin bir sonuç alamamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti savaşa 2019 yılında, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne askeri eğitim sağlayarak ve Trablus'a birlik konuşlandırarak dahil olmuştur.
Savaşın seyrini değiştiren Türkiye Cumhuriyeti, emrindeki Suriye Milli Ordusu'ndan Sultan Murat Tümeni'ni Libya'ya kaydırmış ve UMH'ye destek sağlaması yönünde talimat vermiştir.
Ayriyeten Trablus açıklarına bir fırkateynimiz de konuşlanmıştır.

2020 senesinde Hafter güçleri UMH'yi bitirmek için saldırgan bir harekata yeşil ışık verdi ancak bu ters tepti, Trablus'un dış hatlarında bir bir imha edilen Rus Wagner unsurları ve Türkiye'nin gönderdiği Bayraktar TB2'ler tarafından yoğun şekilde vurulan Hafter milisleri zor duruma düşmüş ve harekât planı iptal edilmişti, bu olaydan sonra Libya'nın kaderinin seyri değişmiştir.

Haftercilerin uzun zamandır kullandığı, Trablus'un güneyinde bulunan Vatiya Hava Üssü yıldırım hızı ile UMH tarafından ele geçirilmişti, Rusların Bayraktar TB2 SİHA'ları engellemek için bölgeye getirdiği Pantsir Hava Savunma Sistemleri de TB2'ler tarafından vurulunca, Hafterciler yıllar önceki sınırlarına geri döndü ve ülke tabiri caizse ortadan ikiye ayrıldı, artık Haftercilerin hamle yapması olanaksızdı, agresif tavırları devam etseydi ellerindeki toprakları da kaybetme riski teşkil olmuştu.

Libya İç Savaşı'nda belirleyici unsur Suriye'de olacağı gibi Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.
UMH ve Hafter Yönetimi arasında ateşkes antlaşması imzalanmıştır.
Savaş döneminde yerleşim yerlerine ve yakınlarına yerleştirilen mayınlar ise Sualtı Savunma/METİ personellerimiz tarafından büyük bir titizlikle tek tek temizlenmiştir.
Uzun zamandır Libya'da bir silah patlamamıştır ve insanlar yaşamlarına devam etmektedir.

Günümüzde Somali'de bir Türk üssü bulunuyor, 1990'larda yine bir üssümüz vardı ancak bu üs insani yardım amaçlıydı, şu anki üssümüz ise Somali'de Türkiye Cumhuriyeti varlığını tesis etmek amacıyla bulunuyor. Türkiye, Eş-Şebab terör örgütüne karşı savaşan Somali Ordusu'na terörle mücadele operasyonları yürütebilecek komandolar yetiştirmek amacıyla Somalili asker adaylarını Türkiye'ye getiriyor, Isparta/Eğirdir, İzmir/Foça gibi yerlerde Türk komandolarının aldığı eğitimlerden geçirerek terörle mücadeleye hazır hâle getiriyor ve ardından Somali'ye geri gönderiyor.
1980 yılından beri süregelen iç karışıklıklar nedeniyle teröre karşı neredeyse mağlup olan Somali, son birkaç yıldır Türkiye Cumhuriyeti'nin el uzatması sayesinde Eş-Şebab'a karşı başarılı operasyonlar yürütüyor ve teröristleri kentlerden çıkarmayı başarmış durumda, örgüt üyeleri artık genellikle kırsal arazide faaliyet gösterecek şekilde kısıtlandı, burada en büyük pay yoğun bir terörle mücadele tecrübesi ve bilgi birikimi olan Türk Silahlı Kuvvetleri.

Şimdi Irak'ın kuzeyine gidiyoruz, kahramanlıkların yazıldığı ve yazılmaya devam edildiği sarp kayalıklar, çetin hava şartları ve uçsuz bucaksız dağlara.

PKK'nın kurulduğu zamandan beri güçlenmesine çok büyük etkisi olan yurtdışı kurulumlarından biri olan Irak'ın kuzeyindeki Zap, Gara, Metina, Haftanin, Avaşin-Basyan ve Kandil gibi bölgelerde PKK yaşam bulmuş, silah depolamış ve kendine sözde davalarını sürdürecek ortam sağlamıştır.

PKK ile olan mücadelemizin başlarında, yurtiçindeki operasyonların yanında Irak'ın kuzeyine de harekatlar düzenleniyordu ancak bu harekatlar bölgeye girip, bölgedeki unsurları imha edip geri dönmek şeklindeydi, söz konusu bölgelerde kalıcılık sağlanmadığı için harekatı tamamlayan TSK birlikleri harekat alanından çekildiği zaman PKK militanları imha edilen yerlerine geri dönüyordu.

Üstte yazılan durum 10 yıldan uzun bir süre boyunca tekrar etti, tarihler 2019'u gösterdiği zaman Türk Silahlı Kuvvetleri Irak'ın kuzeyindeki PKK tehdidini kalıcı olarak yok etmek amacıyla Pençe-1 Harekatını başlatmıştı.
2019 yılı içerisinde Pençe-1'den Pençe-3'e kadar Hakurk ve Haftanin bölgelerinde güvenlik sağlanmış, PKK'ye büyük darbe vurulmuştur.

Ardından 2020 yılında Pençe-Kaplan Hava Harekatı, MİT ve TSK'nin müşterek operasyonları ile PKK yönetim kadrosundan kilit isimleri kaybetmiş ve psikolojik olarak zarara uğratılmıştır.

2021 yılı Şubat ayında, çözüm süreci ve sonrası dönemlerde PKK tarafından kaçırılan 13 asker ve vatandaşmızı kurtarmak için Gara bölgesinde tutuldukları mağaraya ve dışına Özel Kuvvetler Personeli tarafından hava indirme harekatı düzenlenmiştir.
Bu riskli baskın ne yazık ki esir düşen askerlerimizin şehit edilmesi ile amacına ulaşamamıştır.

Mücadele 2021 yılı devamında Pençe-Şimşek Harekatı ile Metina ve Avaşin-Basyan bölgesinde yürütülmüş, bitmek bilmeyen mesafelerde, dağlarda düzenlenen operasyonlar, ucu bucağı olmayan tüneller tek tek temizlenerek istikrarlı bir ilerleyiş kaydedilmiştir, bu dönemde PKK de boş durmamış, bize karşı kablolu tanksavar kullanmak ve militanlarına kask kamerası temin etmek suretiyle bir takım taktik değişikliklerinde bulunarak operasyonların akış hızını yavaşlatmış ve propaganda videoları ile medya gücünü artırmıştır.

Pençe-Şimşek ardından Pençe-Yıldırım harekatı başlatılmış ve PKK'ye darbe vurulmaya devam edilmiştir.

2022 yılında başlayan Pençe-Kilit harekatı, günümüzde de aşama aşama sürdürülmektedir.
Pençe-Kilit harekât bölgesi şu ana kadar karşılaşılan en zor arazi ve hava koşulları ile PKK'nin neredeyse kalbine yapılmaktadır, artık Hakurk, Haftanin ve eksenindeki bölgelerde herhangi bir PKK varlığı kalmamış, teröristler Metina'daki tünellere sıkışmış durumdadır, bu harekat boyunca çok sayıda olumsuz durumla karşılaşılmasına rağmen kahramanların istikrarlı ilerleyişi devam ediyor.

PKK'nin sözde direnişi beyhude bir çabadır, yaptıkları her şey yalnızca kaçınılmaz sonlarının gelişini yavaşlatmaktadır.

Bu harekatlar bize inanılmaz seviyede tecrübe ve bilgi birikimi katsa da, Bülent Albayrak, Nurettin Tokyürek, Nuri Melih Bozkurt, Furkan Yavaş, Okan Altıparmak, Selçuk Erdoğan, Güven Kurtulmuş, Uğur Sazağan, Süleyman Şahin, Tunahan Yavuz, Duabey Öztürkmen ve onlar gibi nice kahramanları bizden ayırmıştır,
Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için canını feda edenlerin ruhları şad olsun.