AKOM'dan İstanbul'da yaşayanlara uyarı AKOM'dan İstanbul'da yaşayanlara uyarı

Prof. Dr. Adem Sözüer kararı sosyal medya hesabından, “Kesinleşme şerhinin de verildiği dosyadaki kararın denetiminde, görevli/yetkili olmayan mahkeme, kararım kesinleşmemiş deyip kararını kaldıramaz. Bu kaldırma kararıyla, buna dayalı olarak mazbatanın kazanan adaya değil de ikinci sıradaki adaya verilmesi yok hükmündedir” diye değerlendirdi.

"Karar yok hükmünde. Gerekçelerim ve önerilerim: Hukukta bazı konular iki kere iki dört eder niteliğinde tartışmasızdır. Bir mahkemenin kesinleşme şerhi ile belgelediği kesinleşmiş kararını, hata yaptım diye kaldıramaz. Kesinleşmiş kararla ilgili tüm hatalar, kararı veren mahkemece değil, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararı sürecinde giderilebilir" diyen Sözüer paylaşımında maddeler halinde şu bilgileri verdi: 

1) Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesince yasak hakların geri verilmesine ek kararı hatalıdır, çünkü yasak hakların geri verilmesi için gereken üç yıllık süre geçmemiştir. Hatalı olmakla birlikte, karar kesin hüküm niteliğini almış, yani kesinleşmiştir.

2)Kesinleşmiş ilk karardaki yanlışı gidermek için verilen ikinci karar da yanlıştır. Çünkü ilk kararı veren Diyarbakır 5.Ağır Ceza Mahkemesi, kesinleşmiş bir önceki kararım hatalıymış deyip onu kaldırıp, yeni bir karar veremez.

3) Kesinleşmiş bir karara karşı ancak ve sadece olağanüstü kanun yoluna gidilebilir. Bu da Diyarbakır. 5.ACM kararına karşı kanun yararına bozma yolu olup,başvuru Adalet Bakanlığına yapılmalıdır. Diyarbakır 5. ACM’nin yasak hakların geri verilmesine ilişkin kararın içeriği ve kesinleşmesiyle ilgili tüm konuların tartışılabileceği süreç bu başvuru ile başlatılabilir. Halen yapılmamış olan bu başvurunun, yapılması her zaman mümkündür.

4)Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen kendi kararını ele alarak kaldırması ve yeni bir karar verme yetkisi yoktur. Kesinleşmiş kararını denetlemek bakımından görevli ve yetkili olmayan bir mahkemenin, kendini yetkili kılıp verdiği karar, hukuki hiçbir sonuç doğurmaz, yok hükmündedir.

5) Yok hükmünde, geçerliliği olmayan bir karara dayanıp, mazbatayı seçilen aday yerine ikinci sıradaki adaya veren İl Seçim Kurulu kararı da hukuka aykırıdır.

6) Yapılması gereken kanun yararına bozma yoluna başvurulması ancak kazanan adayın mazbatasının verilmesiydi.

7) Tüm bu nedenlerle YSK’nın, Van İl Seçim Kurulunun yok hükmünde bir karara dayanıp mazbatayı ikinci adaya verilmesi yolundaki kararını kaldırması ve mazbatanın seçilen adaya verilmesine hükmetmesi gerekmektedir.

8) Seçilme yeterliliğinin sağlandığı belirtilmesine rağmen sonrasında seçilme yeterliliğinin kaybedildiğinin anlaşıldığı hallerde dahi mazbatayı ikinci sıradakine veren uygulamanın seçme ve seçilme hakkıyla, demokrasi ile bağdaşır bir yönü yoktur. Bu yönde dayanak olan ilke kararlarının değişmesi ve bu hususun açık bir şekilde mevzuatta düzenlenmesi gerekmektedir. Zira ikinci sıradaki aday,seçilen adayın yedeği olarak seçime girmemektedir.

9)Diğer yandan seçim sürecinde her şeyin her an mercek altında olduğu koşullarda,yanlışlığı tespit edilebileceği bir kararla,adaylık başvurusu yapmanın siyasi yerindelik ve risk açışından doğruluğu tartışılmaktadır.Ancak,kişi mahkemeye başvurma hakkını kullanmış ve mahkeme de lehine karar vererek yasak haklarını iade etmiş,bu karar da kesinleşmiştir.Hakkını kanunlardaki usullere uygun olarak kullanan kişiye,niye hakkını kullandın diyemeyiz.

10) Ama asıl önemli husus, adil olmayan yargılamalarla, siyasi rakipleri tasfiye amacıyla verilen hukuksuz kararlardır. Özellikle kamu görevlilerine hakaret veya propaganda suçlarında keyfi uygulamalar var. Anayasa Mahkemesi ve AİHM ihlal kararlarını uygulamamakta keyfiliğin açıl bir göstergesidir. Esas temel sorun bu keyfi uygulamalardır. Bunun için ülkemizde, amasız olarak hukuka dönüşün başlatılması gerekir.

Editör: Duha Sena Oskay